Nihilist Penguenden Kâmil İnsana-Faruk Yüksek
- Faruk Yüksek

- 7 gün önce
- 3 dakikada okunur
Bir yol hikâyesine çıkalım sizlerle sevgili kaari,
Benim yolculuğum olsun bu yolculuk siz de yol arkadaşlığı yapın bana.

Sadağımıza bir yol hikâyesi daha ekleyelim.
Yolun hikâyesi, yolcunun hikâyesi… Bir yolcu hikâyesi daha ekleyelim.
Yolu, yolcuyu alıp atalım sadağımıza.
Yolumuza bir penguen, son dönemlerde medyayı hayli işgal eden ile başlayalım oradan geçelim insana.
Nihilist bir penguenden ile başlayıp insan-ı kâmil ile devam edelim… Antarktika buzullarından, Anadolu bozkırına uzanalım oradan.
Yolun hali ile yolcunun hali birdir zaten, yol olmadan yolcu, yolcu olmadan da yol olmaz.
O zaman çıkalım yola ey kaari…
Uzun ince midir; gündüz gece gidilen yol yoksa yarısı otuz beş midir?..
Aheste giden mi varır menziline yoksa tiz-i reftar olan mı?.. bilelim.
Yolculuğumuz başlasın o zaman. Önce zihin atına binelim ve geçmişe gidelim.
En-necatü fil vahdeti.
3. milenyumun hemen başındayız. Üniversite okuyorum o zamanlar. O yıllarda dilime dolanan, kendime hayat düsturu yaptığım, gönül duvarıma çerçeveletip astığım, çivisi ciğerimi dağlayan ser-levha olarak bir sözdü bu söz: En-necatü fil vahdeti.
“Vahdeti”yi “yalnızlık” olarak düşünürdüm o yıllarda. “Necatın vahdeti”de olduğunu düşünürdüm. “Kurtuluş yalnızlıktadır.” O yıllarda kurtuluşu yalnızlıkta görme sebebim değişik saiklere dayanırdı. Bunlardan bir tanesi cânâne ulaşamamak, kavuşma gemisinin gam denizinde batması idi mesela. Denizin zorlu şartları altında, fırtınada gemisine hâkim olamayan gönül kaptanım bu beceriksizliğine bir bahane aramış ve kendisine bu sözü bulmuştu: Kurtuluş yalnızlıktadır. Sonra yalnızlığın neden kurtuluş olduğunu aklıma da anlatmalıydım ki tam bir rahatlama, mutmain olma gerçekleşsin. Dedim ki aklıma, birliktelikler kusurlu, kalabalık olmak dert vesilesi. Kavgalar, savaşlar, acılar bir olunduğunda ortaya çıkar, yalnız insan savaşamaz. Yalnız olmamak kusurlu, varlık sınırlı ve kusurlu ama yalnızlık, yokluk kusursuz ve sonsuz. Yokluk varlıktan daha büyük, varlığı da yutar, yoklukta kusur bulamazsın. O zaman sonuç ne olur: “Kurtuluş yalnızlıktadır!”

Gönlümü ve aklımı bu saiklerle ikna etmeye çalışmak beni bedenen ve zihnen çok yormuştu ama kendimi bir süre bunlarla oyalayabilmiştim.
Ama sonra…
Akıl yaşta değil başta imiş ama aklı da başa yaş getirirmiş hesabı zamanla anladım ki ben yalnızken de yalnız değildim, insanlar yalnızken de yalnız değiller aslında. Yalnızken de kurtulmuş olamıyoruz o zaman da kendimizle başlıyor kavgamız. Çünkü Maslow’un hiyerarşi tanımlamasına koyduğu kendini gerçekleştirme kertesi kendinle kavga ile başlıyor. Yani yukarıda bahsettiğim sorunlu alana girip yine uzaklaşıyorsun necattan (yani kurtuluştan).
Daha sonra…
Bu yaşımda, Antarktika buzullarında yalnız başına yolculuğa çıkan nihilist penguenden sonra anlıyorum ki “vahdeti”deki vahid olan şey yalnızlık değil “Bir”lik imiş. Kurtuluş vahiddedir’in anlamı masivadan uzaklaşmakta imiş. Masiva, yani tevhidin tam karşısı, zıddı aynı zamanda “bakara”ların yuvası imiş. Masiva, Tevhid, Allah dışındaki her şey diye anlatılır. İşte tevhidi bırakıp masivaya dalarsan kendine pek çok şeyi bakara yapma tehlikesi var imiş. Kendine bakara/lar yapanlar ise necattan yani kurtuluştan uzaklaşırlar.
Hz. Musa, Tur-i Sina’dan döndüğünde kendisine inanan kavminden bir kısmının altından yaptıkları buzağı heykeline tapmaya başladıklarını görmüş. Tevhidden uzaklaşıp bakaraya tapmaya başlayan o insanlar kurtuluştan da uzaklaşmıştır. Kuran-ı Kerim’de geçen bu hikâye bizi şu konuda uyarıyor aslında: Allah, tevhid, kurtuluş burada, sen neleri kendine bakara edinip de uzaklaşıyorsun benden. Senin de bakaraların var mı? Ne olabilir o bakaralar? İşte masiva. Yani insan kendine parayı bakara yapabilir, aileyi, evladı, malı-mülkü bakara yapabilir, makam- mansıbı bakara yapabilir… Bunları bakara yaparsa tevhidden, vahdetten, kurtuluştan uzaklaşabilir.
Ey penguen sen kurtuluşu nerede aradın, senin bakaran neydi?
Senin yol hikâyende sadağına neler koydun?
Neler aradın, neler buldun?..
İşte ey insan, Ey kendim… necat (kurtuluş) ne Antartika'nın buzullarındaki yalnızlıkta ne de Anadolu bozkırlarındaki yalnızlıklarda…. Kurtuluş ister buzullarda olsun, isterse bozkırlarda, gördüğün, baktığın her şeyde tevhidi bulmakta.



Yorumlar